Deprem Gerçekliği ve Endişeler
Önalan, Türkiye’deki depremlerin 6 büyüklüğünde olmasıyla yıkım riskinin çok yüksek olduğunu söyledi. Gelişmiş ülkelerde benzer büyüklükteki depremler genellikle korku yaratmaz, ancak Türkiye’de her sarsıntı “Acaba yıkım olacak mı?” sorusunu gündeme getiriyor. Bu durum, halkın psikolojik stres yaşamasına ve uzun vadeli güvenlik endişelerine yol açıyor. Özellikle büyük şehirlerde, yoğun nüfus ve eski yapı stokları bu korkuyu artırıyor. Önalan, bu algının kentsel dönüşüm politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini işaret etti.
Kentsel Dönüşüm Yaklaşımları
Kentsel dönüşüm, sadece bina yenilemesi olarak algılanmamalı. Önalan, “Sokak içinde bir bina yıkılıyor, yerine yeni bir bina inşa ediliyor; bu sokak dönüşümü değil, sadece bina dönüşümü” diyor. Gerçek dönüşüm, şehir bütününün altyapısı, yeşil alanları, ulaşım ağları ve toplumsal dayanıklılığıyla ele alınmalı. Nüfus yoğunluğu ve altyapı kapasitesi göz önüne alınmadan sadece bina yenilenirse, şehir hâlâ deprem riskine açık kalır. Bu yüzden, kentsel dönüşüm bütüncül bir planlama ve risk yönetimi çerçevesinde yapılmalı.
Altyapı ve Nüfus Yoğunluğu
İzmir örneği, 1 milyonluk altyapısıyla 3,5 milyon insanı barındırıyor. Bu nüfus yoğunluğu, altyapının kapasitesini zorlayarak afet anında büyük sorunlar yaratıyor. Önalan, “Her ay 3‑5 bina dönüştürmek, kenti 100‑yüzde hazır hâle getirmez” diyerek, ölçekli ve bütüncül bir yaklaşımın gerekliliğini vurguladı. Şehirlerin kentsel dönüşüm sürecinde, sadece binalar değil, su, enerji, ulaşım ve acil durum altyapısı da güçlendirilmelidir. Aksi takdirde, yeni binalar sağlam olsa da, altyapı eksikliği felaket anında büyük kayıplara yol açar.
Afet Yönetimi ve Gelecek Stratejileri
Önalan, “Depremi yönetemeyiz, afeti yönetmeliyiz” diyerek, afet yönetimi stratejilerinin öncelik kazanması gerektiğini söyledi. Belediyelerin planlama, risk analizi ve hazırlık konularına daha fazla yatırım yapması şart. Ayrıca, kurumsal sorumlulukların netleştirilmesi; örneğin, mühendislik jeolojisi birimlerinin kapatılması yerine güçlendirilmesi gerekiyor. Türkiye’nin uzun vadeli dayanıklılığı, kentsel dönüşümün sadece binaları değil, tüm şehir sistemlerini kapsamasıyla mümkün olacak. Bu bütüncül yaklaşım, gelecekteki depremlerin yıkım etkisini azaltacak ve şehirleri gerçekten afetlere dirençli hâle getirecek.



